Tekirdağ Haberleri, Tekirdağ Son Dakika Haberleri, Son Dakika Haberleri

Esayan: Millet İradesi Sistemleşecek!

Ezgi Aşık/

AK Parti Milletvekili Markar Esayan ile Avrupa’nın 16 Nisan’daki referandumdan ‘evet’ çıkma korkusu, anayasa değişikliğinin ülkemiz için önemini ve yaşadığımız diplomatik krizler doğrultusunda vize serbestisi anlaşmasının geleceğini konuştuk.

İşte AK Partili Markar Esayan’ın ‘ye özel açıklamaları

*Avrupa ülkemizdeki anayasa değişiklik paketinden neden korkuyor? Ve neden ‘evet’ kararını engellemeye çalışıyorlar? ‘Hayır’ propagandaları yürütüyorlar..

Doğrusu bunun birkaç tane cevabı var. İlki Avrupa’nın Doğu’ya ve özellikle de Müslümanlığa bakış açısındaki bir yandan kibir, bir yandan da özgüvensizlikten kaynaklanan tarihsel bir fobi. Dolayısıyla hadiseler bu psikolojik ve tarihsel bagaj nedeniyle çok daha sert yaşanıyor. Batılı siyasetçi, STK yetkilileri ve gazeteciler kendilerini Türkiye’deki müesses nizamı temsil eden elitlere daha yakın hissediyorlar ve iktidarın onlarda olmasını tercih ediyorlar. Çünkü bu şekilde Türkiye kontrol edilmiş, vesayet altına alınmış oluyor ki, iki binli yıllara kadar durum aynen buydu.

AVRUPA AKLINI YİTİRMİŞ DURUMDA

Evet ile de millet iradesi sistemleşecek ve artık kalıcı hale geleceği için, Erdoğan’dan kurtulmanın Türkiye’yi yeniden kontrol etmek anlamına geleceğine dair ümitleri de tamamen bitecek. Milletin seçtiği, yönettiği bir sistem Türkiye’de kalıcı hale gelecek. Bu durum karşısında akıllarını yitirmiş durumdalar. 15 Temmuz’un başarısız olması karşısında nasıl hayal kırıklığı ve öfke yaşadıklarını gördük. Şimdi de Türkiye’nin tam bağımsızlığı anlamına gelecek Evet ile yüzleşmek durumunda kalmak istemiyorlar. Son yaşananların özeti budur.

“TÜRKİYE İSTİKRAR KAZANACAK”

*Bu değişiklik paketi ülkemiz için neden önemli? Getirdikleri açısından neler söyleyebilirsiniz?

Millet iradesi kurumsallaşacak ve 15 yıldır atılan adımların siyasi/ekonomik/sosyal devlet kazanımları garanti altına alınacak. Burada meselenin özü şu: 2007’de yaptığımız işi tamamlayacağız. Orada Meclis’e Cumhurbaşkanı seçtirmemişlerdi. Vekilleri, partileri baskı altına almışlardı. Çare olarak Cumhurbaşkanı’nı milletin seçmesi kuralını getirdik ve artık Cumhurbaşkanlığı seçimleri kriz yaratma potansiyeli taşımıyor. Sonuç net. Önümüzdeki değişiklikle de hükümeti ikinci bir sandıkla doğrudan millete seçtireceğiz. Hem Meclis (yasama), hem de Hükümet (yürütme) millete doğrudan seçtirtilecek. Hem de yüzde 50 artı 1 gibi büyük bir sayı ile. Bu durumda artık devlet sistemine vesayet, darbe, kriz, koalisyon, FETÖ’cü gibi devlet içinde örgütlenen kadro hareketleri hâkim olamayacak, millet tam hâkim olacak. Bunun doğrudan pozitif etkisi de özellikle terör, ekonomi ve işsizlik alanına yansıyacak. Marjinal hareketlerin iktidar olması mümkün olmayacak. İktidar olmak isteyen Cumhurbaşkanı adayları tüm kesimleri dikkate almak durumunda kalacak ki, CHP’nin en çok çekindiği şey de budur bu teklifte. Türkiye istikrar kazanacak, sınıf atlayacak. Siyaset normalleşecek ve siyasette değişimin önü açılacak. Türkiye 2030 ve 2050 yıllarına dünyanın en büyük 12. ve sonra 10’uncu ülkesi olarak girecek ve Avrupa’yı pek çok alanda geçmiş olacak. İşte bizim “Evet” ile istediğimiz, onların da “hayır” ile karşı çıktığı reformun özü ve sonuçları budur. Doğrusu bu hükümet reformu Sayın Erdoğan için değil, ondan sonra, gelecekte çocuklarımızın rahat etmesi için elzemdir. 

“DURUMDA BİR DEĞİŞİKLİK OLMAZSA FESH EDİLECEKTİR”

*AB Uyum Komisyon Üyesisiniz… Vize serbestisi anlaşmasında Avrupa kanadı somut bir adım atmadı. En son olarak AB Bakanı Çelik ‘Türkiye’nin bu anlaşmayı yürütme konusunda bir yükümlüğü’ yoktur… Toparlamak gerekirsek, Avrupa ile yaşadığımız son krizler doğrultusunda ve de Avrupa’nın anlaşmanın gerekliliklerini yerine getirmediğini de düşünürsek… Vize serbestisi anlaşmasını fesh edebilir miyiz?

Ben de aynı görüşteyim. Ortada uyulmayan bir anlaşma var. Ama Türkiye 70 küsur kriteri yerine getirmiş. Muhatabınız alay eder gibi sizi oyalıyor ve anlaşmanın gereklerini yerine getirmiyor. İşin aslı, zaten vize serbestisi konusu mülteci konusundan bağımsız olarak bizim yürüttüğümüz bir süreçti ve zaten yürürlüğe konmalıydı. Sonra bunu bir de mülteci konusuna bağladılar, sözlerini de tutmadılar. Eğer bu durumda bir değişiklik kısa sürede gerçekleşmezse, tabii ki anlaşma fesh edilecektir ve edilmelidir.

AVRUPA EŞİTLİK İLKESİNİ BENİMSEMELİDİR

Ama bunun dışında da, tüm Avrupa kurumlarının Türkiye ile kurduğu ilişki biçiminde “eşitlik” ilkesi benimsenmelidir. Türkiye bir muz cumhuriyeti değil. Türkiye 1980, 1990, 2000 Türkiye’si de değil. Bunu kabul etmek ve üzerimizde AB ve AK kurumlarını vesayet kullanacak şekilde suiistimal etmemek durumundalar. Türkiye’nin ABD ve AB’den de talebi esasen budur: Türkiye egemen ve güçlü bir ülkedir. Bir uydu devlet değildir. Yeni Türkiye’yi bu şekilde kabul ettiklerinde ilişkiler de rayına oturacaktır, işbirlikleri gelişecek, herkes kazançlı çıkacaktır. Dış ülkelerle ilişkilerin karakterinde bu pozitif değişimin de özellikle 16 Nisan’da güçlü bir EVET sonrasında hızla gerçekleşeceğini göreceksiniz. 

 

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

alexa hilesi